öncü kurallar örüntüsü aka belki klişe belki yalan

















A noktasını bir sebep/kök (öncü kural) olarak düşünelim. 1 adet sonuç/sapı (ardcı kuralı) olduğunu görürüz. Yeni 1 şey meydana getirmiştir ya da kendinden sonra varolan sadece 1 kuralın sebebidir. Zamansal olarak ilkseldir. Ardcı kural da başka 1 ardcı kuralın kökü olarak öncü kural rolüne bürünmüştür. Zamansal olarak öncü kurala sonsaldır yeni ardcı kurala ilkseldir. Bu yeni ardcı kuralın 3 adet sonuç/sapı (ardcı kuralı) olduğunu görürüz. Kendinden sonra kendi içinden varolacak 3 olaya gebedir ya da 3 kurala sebebiyet vermiştir vs..Ancak A noktasının da öncü kuralı olmak zorunda olduğundan sebep/kök olamaz. Demek ki A noktası sonuç/sap yani ardcı kuraldır. Bu durumda A noktası kendinden sonraki noktanın sonucudur ve o da kendinden öncekinin. Ancak üçüncü nokta diğer üç noktanın sonucu gibi gözükmekle birlikte güneybatı noktası sebep olamaz çünkü onu oluşturacak öncü kuralı yoktur. Demek ki G.B. noktası kök değil saptır. Diğer iki noktanın oluşturdukları zincirler incelendiğinde de öncü kurallarının olmadığı yani sap oldukları anlaşılır. Demek ki A noktası sonuç/sap da olamaz (kendini üretecek öncü kuralları olmadığını gördük). Ayrıca diğer üç noktası sap olan üçüncü sap bu durumda kök olmak zorundadır bunun için de A noktası sebep/kök olmalıdır. Ancak A noktasının da öncü kuralı olmak zorunda olduğundan sebep/kök olamaz. "Öyleyse A noktası ne saptır ne de kök, ne sebeptir ne de sonuç." Ne zamansal olarak sonsaldır ne de ilksel. A noktası ve diğer bütün noktalar anlıktır ya da zamansız. Hiçbiri bir diğerinin sebebi ya da sonucu değildirler. Kayıp olan mutlak öncü kural aslında yoktur çünkü başlangıç ya da son yoktur sadece an ve olan vardır.




katı olan herşey

[...] mimarların akıllarındaki buharlaştırıcı ve anlamsız
kalıncaya kadar ki parçalayıcı modernizm imgesi ve
yeniden tutunma arayışları ya da herşeyden vazgeçmek
gibi şeyler..bütün bunlar bayat.herşeyin bayat olması gibi.

buradan başka yere gidiş yok.

Connan Aevran 2009

pankiznotded: yalan dünya


Dekriptasyon


Ne kadar iyi yaşarsam

O kadar kötü yazıyorum

Yalnız uyumak sıkıntılı artık

Ayık kalmak hala zor

Bir yerde kaybolacağız

Ebediyen..



Deşifrasyon


Dekriptasyon: blog yuvasına başımızı soktuğumuzdan beri insanları günlük sayıklamalara maruz bırakmaktan daha da çekinir olduk;


Ne: yorumlara, kağıtlara, çöplere, boşluğa saldığımız artıklar da giderek azaldı.


kadar(1): yazmadıkça düşünemez olmuştuk sanki. ya da düşünmediğimiz için yazacak birşey yoktu.


iyi yaşarsam: belki de yazmaya değer bulmadık çoğu şeyi. çok yazı vardı etrafta yakalaması imkansız hurufat.


O: gerçek sayısı giderek artıyor ve bütün renkler birbirine karışmak üzere.


kadar(2): mutlak bir siyaha doğru giderken ayık kalmak giderek zorlaşıyor ve giderek zorluyoruz kendimizi.


kötü: havalar sıcak ve yataklar üzebiliyor insanı.


yazıyorum: sıkıyorlar.


Ya: yaş 20.


lnız uyuma: yaş 30.


k sıkıntı: yaş 40..


lı: çarşafın kıvrımları kadar anlamlı geçiyor zaman her zaman olduğu gibi.


artık: halbuki o çarşafın kıvrımlarını rasdelka misali bir aşkınlık izi olarak da okumuştuk.


Ayık kalmak: elimizdeki çizgiler bebeyken sıktığımız yumruklardan mı ibaret sadece.


hala zo: neleri unuttuk ve nelerin hiç farkına varamadan izin veriyoruz zamana.


r Bir yerde: bir daralıp bir açılan yerlerinde kaybolacağız.


kaybolacağız: (anlam yok)


Ebediyen..: (anlam yok)


blublublublublublublublublublublublublu


blublublublublublublublublublublublu

khaneh siyah ast

"There is no shortage of ugliness in the world. If man closed his eyes to it, there would be even more. But man is a problem solver. On this screen will appear an image of ugliness...A vision of pain no caring human being should ignore. To wipe out this ugliness and to relieve the victims is the motive of this film and the hope of its makers."


The House is Black
1962, 22 minutes, b&w, 35 mm


RÜZGÂR BİZİ GÖTÜRECEK

küçücük gecemde benim, ne yazık
rüzgârın yapraklarla buluşması var
küçücük gecemde benim yıkım korkusu var

dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
bakıyorum elgince ben bu mutluluğa
bağımlısıyım ben kendi umutsuzluğumun

dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
şimdi bir şeyler geçiyor geceden
ay kızıldır ve allak bullak
ve her an yıkılma korkusundaki bu damda
bulutlar sanki, yaslı yığınlar misali
yağış anını bekliyorlar

bir an
ve sonrasında hiç.
bu pencerenin arkasında gece titremede
ve yeryüzü giderek durmada
bu pencerenin arkasında bir bilinmez
seni ve beni merak ediyor
ey baştan aşağı yeşil!
yakıcı anılar gibi ellerini,
bırak benim aşık ellerime
ve dudaklarını
varlığın sıcak duygusunu
benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak
rüzgâr bizi götürecek
rüzgâr bizi götürecek.


Füruğ Ferruhzad


Çeviri: Haşim HÜSREVŞAHİ