SAKİN OL DOSTUM

ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

but we are still alive

demin birşeyi farkettiğimi sandım. sonra başka bir sayfa açıktı ona bakarkene dikkatim dağıldı..halbuki kritik önemde bir saptamayla karşılaştığımı sezmiştim yazık oldu..canımızı sıkan belirsiz nesneyi yakaladım sanmıştım.uygunluk çabası gibi birşeydi sanırım. evet yaptığımız şeylerin ve olduğumuz yerin eksik ve yanlış olduğu düşüncesi gibi. sanki gerçekte olup olmadığı bilinmeyen bir doğruya göre hareket etmeye çalışıyormuşuz gibi. etik mi acaba bu güç korkusu mu ? sanki hiçbirşeyi hiçbirşeye bağlayan birşey yok gibi..öyleyse birşeyin anlamı kalmaz. ayağımızın altı boşluk da bakmıyormuşuz gibi. eskiden olsa her cümleye ikişer parantez açardım şimdi biliyorum ki içindeler zaten..unuttum galiba tespitimi belki de yapmamıştım zaten hiç. yalnız birşeyden eminim sanırım: gerçek olmayan bir hayat yaşıyoruz. çevremizin yarattığı bir çevreyi verili ve genelgeçer sayıyoruz. heyecanlarımız ve sıkıntılarımız bile ilgimiz dahi olmayan çok uzak sistemlerin getirileri. onların kurallarına göre yaşıyoruz. sabahtan akşama kadar aklımızdan geçen düşünceler daha çok kafamızdan geçirilenler. hangi duygu ve hangi fikir gerçekten bana ait ve benim içimden çıkıyor sorusu neden anlamlı olsun ki ? ancak öyle olmadığını düşünüp rahatsız olduğumuzda belki ama niye rahatsız olalım ki ? uğraştığım işlerle neden uğraştığımı gerçekten bilmiyorum sanki yanlışlıkla düştük buraya mna koyim. halbuki herşey ne kadar da planlımsı ve yolunda gidiyordu ve sanki yavaş yavaş birşeye doğru evriliyorduk daha çok yaklaşıyorduk biryere..ama insan nasıl bilebilir nereye bakmayacağını ve nereyi sürekli izleyeceğini. üst geçitlerin kırık pleksileri ve dilencileri gibi karanlık çökmüş istanbula ve kalabalıklar mahkumlar gibi tıkış tıkış sinirli yüzlerle iteliyor birbirlerini ve koşuyorlar son nefeslerine kadar. halbuki herşey bir yanlış anlamadan ibaretmiş, zaten burasının adı istanbul değilmiş biz de sakin değilmişiz. zaten bir gariplik olduğu belli değil miydi bu işte ? birşeyler çok yanlış gidiyordu sanki..işte beyhude uygunluk çabasıydı bu sanırım. çoktan bitmiş bir yarışmayı kazanmaya çalışmak..açıkçası değişmiş bir düzeni devam ettirmeye çalışıyoruz ve yıkıntıların üzerinde geziniyoruz. 


but we are still alive

bando



KRob Architectural Delineation, Architectural Drawing & Illustration Competition 2008 finalistlerinden Kosuke Bando'nun ürününün İstiklal Caddesi olduğunu gördüm bu pek mühim bilgiyi zat-ı alinizle paylaşmak istedim...Kosuke Harvard'da tasarım yüksek lisansı yapıyor sanırım..Kendisini tanımam. İstiklal'i bilirim.

not: hava karardı.kek güzel ama çay iyi demlenmemiş..
nott: bizi bu işlere sürükleyen budur..

cinq ellipses ouvertes via bbf



ben hayattayken > burstoid > felice varini

MÜ-YAP’a Protesto

"Friendfeed'deki MÜ-YAP tartışmalarından sonra bir grup kuruldu ve orada konuyla ilgili neler yapılabileceği tartışıldı. Çok başarılı fikirler bulunduktan sonra ise son olarak bu fikrin hayata geçirilmesine karar verildi. Yapacağınız şey çok basit. Gördüğünüz bu CD kapaklarını, içine boş bir CD koyup (veya ne koymak istersiniz onu), aşağıda verdiğimiz adrese postlamanız yeterli. Eylemin başarılı olması için herkesin bu hareketi desteklemesi gerekiyor. Kuryeye verseniz bile olur. Yeter ki katılın. Adres: Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği Kuloğlu Mah. Turnacıbaşı Sok. No:16 Kat:5 80070 Beyoğlu İstanbul. CD Kapakları indirme linki: MÜ-YAP CD"


(Heide)gger+lberg veTodtnauberg ve Keder

Bauen, wohnen, denken üzerinde mesken tutarak etrafa aval aval bakmakla yetinirken konuyla ilgili çalışmaların çokluğunu, her dildeki çevirilerini ve bağlantılarını gördüm de yerimi yurdumu sorguladım. Abbov dedim.. Heidegger'in II.darmstadt kollokyumunda verdiği köprü örneğini ele alacaktım mesela burada; diyecektim ki bakınız burada fotoğrafları da mevcut olan heidelberg köprüsü hakkında heidegger şöyle buyurmuş:

"şimdik burda hepberaber heidelberg'deki eski köprüyü düşünürsek, düşüncemiz oluşu içerisinde uzağı yakına getirir.öyle ki köprüyü gündelik kullanan birinden daha yakın olabiliriz ona.".

Lakin bu bilincimizin bir temsili içeriği değildir, hakikaten ordayızdır diye de eklemiş kendisi. Yani hafızamızdaki mem/imge parçalarını birleştirerek yeniden zihinsel olarak ürettiğimiz bir süreç, maddesel olarak yaşadığımızın mental bir yeniden inşaası değil bu durum. Metafizik bir durumdan bahsetmediğini bildiğimiz Heidegger sonra şöyle diyor:


" Raume öffnen sie dadurch, dass sie in das Wohnen des Menschen eingelassen sind. Die Sterblichen sind, dass sagt: wohnend durchstehen sie Raume auf Grund ihres Aufenthaltes bei Dingen und Orten. Und nur weil die Sterblichen ihrem Wesen gemass Raume durchstehen, können sie Raume durchgehen."

Kutadgu Bilig 6. sayı'da bu kısım "Mekânlar, insanların oturmasını içlerine almak aracılığıyla açılırlar. Ölümlüler vardır demek, oturanlar yoluyla - Şeyler ve Yerler arasında ikametlerinden ötürü mekânlar arasında durmayı sürdürmeleri demektir. Ve sadece Ölümlüler özlerine uygun olarak mekânlar arasında durmayı sürdürürler, mekânları baştan sona geçebilirler." şeklinde türkçeye çevrilmiş. sonra bu kısmın ingilizcesini de buraya koyduktan sonra aynı metinde H.'nin 'dörtlü' olarak tabir ettiği evrensel düzenden bahsedecektim ve çeviri sırasında ortaya çıkan anlam farklarına değinmeye çalıştıktan sonra yine aynı metinde tasviri yapılan karaorman köy evini ele alaraktan bu konuda yayınlanmış olan 'Heidegger's Hut' isimli esere yönelecek ve bu






balthus
wovon man nicht sprechen kann, darüber muss man schweigen..bu da söylenmese de olur...iki nokta üç nokta sonunda tek nokta.