27 Nisan 2015

salı kan vermeye gittik. çarşamba kendi kendine tükendi. perşembe doğumgünümdü temizlik yaptım, trafikte kaldım, ailemin bilgisayar problemlerini çözdüm. cuma kan almaya gittik, b.nin yeni evine gittik. cumartesi sergi ve köfte. pazar evde hasta yatmaca. pazartesi abik gubik okul işleri ve tüm gün ders. salıya ramak kaldı. salı olmasından çok korkuyorum. salının bitmesinden korkuyorum. 1 mayısa az kaldı. yeniden kan almak, kan vermek. yeniden dersler, yeniden anketler, yeniden sınavlar. manasızca kenarından tutulmaya çalışılan bir doktora tezi. manalı olan tek işi yapmamak için direniyorum. tabi ki yapmayacağım aklımdan bile geçmiyor aslında. yine de insanın birden boğazını kesivermesi işten bile değil. "tall" boy kahve deyince neden küçük oluyor ki..bir sene italyada yaşadım tall diye bir kelime duymadım. rojbaş italyanca dedi. starbucks çalışanları bile toplantı yapıyorlar. herkes sürekli toplantı yaparak daha verimli ve mutlu olmanın yollarını araştırıyor. yedi senelik asistanlık hayatımda kazandığım beceriler gerçekten de çay/kahve taşımak, anket yapmak ve sınav gözetmek. pardon fotokopi makinası kullanmayı unuttum. bira ve fıstıklı cips yemek yerine negri'nin marx-foucault karşılaştırmasını anlamaya çalışmak daha anlamlı olmaz mıydı? muhtemelen olmazdı. büyük felaket beklemekten, yok olmayı arzulamaktan utanıyorum. evet kendi kendimin girişimcisi olmak istiyorum ben de.. herkese ve herşeye olumlu yaklaşarak dalgalarla sörf yapmak istiyorum. eleştirinin acınası ve verimsiz aralıklarında aptalca sıkışmak istemiyorum. eleştiriye kutsallık atfetmekten ben de vazgeçtim. vazgeçtim ama bu sefer elimde inanacak başka birşey kalmadı. seni üzgün görmek üzüyor beni. sevgi, sevgi, sevgi.

p.s.baktım italyanca felan değilmiş..eskiden short ve tall varmış, diğerleri gelince tall küçüğün ismi olmak durumunda kalmış..saçmalık.

Hiç yorum yok: