21 kasım 2015

lodos bütün gün camları çerçeveleri dövdü durdu. ev çatırdıyor, çıtırdıyor, patırdıyor, katır kutur ediyor. tıkırdadıkça benim kemiklerim de tıkırdıyor. bir yandan çatı uçacak diye tırsıyorum bir yandan da rüzgarın gücü hoşuma gidiyor. iyi ki var rüz-i gar. ikircikli biricik'i kar yağana kadar beklemeye aldım. henüz kar yağmadan okuyunca senkronizasyonu kaybedecekmişim gibime geliyor. a. bugün okula gelmiş ben ordayım diye halbuki bugün cumartesi. makale yazıyorum dedim ve gerçekten de yazmaya çalıştım. büyüklük ile e-5 bağlantısını kurmadan kuru kuruya negri'ye dokundum. anakronik bir yazı oldu ve canım sıkıldı. sekiz saat kalkmadan çalıştım ama ortaya anlamlı birşey çıkmadı. ö. gezmiş şarap içmiş..afiyet olsun muhabbeti bol olsun. ne m.nin doğumgününe ne de abdallar kahvesine gittim. su bitti onu bile söyleyemedim. nusaybinde hakkaride kim kaç kişi öldü artık sayamaz oldum. insanlar kendilerini işlerine verdiler. başka türlü baş edilemiyor. ablam taşınıyor onun derdi bana dert oldu. çalıntı gürcü şarabıyla uzaktan dert emiyorum. belçikada asker sokağa inmiş, schengene sınır gelmiş, amerikada camiyi korumaya almışlar, anonimus bomba patlayacak yerleri bildirmiş, ufak tefek depremler oldu, insan özledim. n. mardinde güzel işler yapıyor keyifler gıcır üretimler şahane..bizim bodrum katındaki proje stüdyosu ise yoklama ve keyifsiz tashihlerle geçiyor. itünün dalga geçtiği anlatım tekniklerini birebir uyguluyoruz. ortografik projeksiyon ve 1/200 pencere detayları..mimarlıktan giderek kopuyorum ama bir yere de bağlanmıyorum. sıkıntılı dandik bir yaşam. bitse de gitsek modundan çıkamıyoruz. belki karanfilli bir mezar taşı alırım kim bilir...

Hiç yorum yok: