Geometri, metafizik ve rönesans

Çatı katı pencere doğraması eğimden dolayı büyük bir üçgen biçiminde. Kare olan pencere kanadı tabana oturuyor ve büyük  üçgeni ortalıyor. Karenin üstünde, sağında ve solunda kalan kısımlar kendiliğinden küçük üçgenlere bölünüyor. Sağdaki ve soldaki parçalar birbirinin simetriği olan ikizkenar üçgenler.

Üçgen, üç noktayı birbirine bağlayan doğru parçaları tarafından tanımlanan bir düzlemdir.

Üçgen, üç noktayı birbirine bağlayan doğru parçalarının toplamıdır.

Üçgen tamamen aşkın ve zihinsel bir ürün değildir. Kapı aralığından sızan ışık, kendisine en kısa mesafeyi seçtiği için bir doğru boyunca giderek üçgene sebep olabilir. Işık mı önce gelir yoksa kapı mı? Kapının gelmesi için üçgen gerekli midir? Sonuçta güneş ve ay bize daireyi sunmaktadır.

Ancak biçimin oluşum kurallarını keşfetmek, bedensel bir hareketin sonucu mudur yoksa tam tersine analitik ve tümevarımsal bir zihin etkinliği midir? Rönesansın geometri sapıklığı tanrısal bir aşkınlığın peşinde koşmak iken, barokla gelen organik formlar dünyevileşmeyi mi haber vermektedir?

Euclid
Alberti
Kant --- sentetik a prioriler (dolayısıyla Deleuze/barok)
Leibniz---calculus
Prigogine vs..(öklid dışı geometriler)

Böyle bir kitap kesin vardır...

Hiç yorum yok: