şimdi ovabükünde bir teknenin üstünde ya da sahildeki bir pansiyonun deniz üzerindeki rakı masasında oturuyor olabilirdim.tanıdık bir yüz heyecanlı mimiklerle gülerek birşey anlatıyor olurdu ve ben de gülümseyerek dinliyor olurdum. belki de aklım özgünde olurdu ve hüzünlenirdim. belki de daha gerilere giderdim ve giderek kalabalıkta yalnızlaşırdım.

belki de beyoğlu sinemasından kart alarak gittiğim kieslowski filminden sonra bira içmeye otururdum ve okumaya çalıştığım kitaba odaklanamayarak yan masaya kulak kesilirdim. sonra içime yine bir sıkıntı düşerdi: böyle aylak aylak vaktimi harcarken yıllar nasıl da çabuk gelip geçiyordu diye. hiçbir zaman başına oturamadığım yazı projeleri geçerdi aklımdan. cevap gelmeyen iş başvuruları ve yarışmalar.. yalnızlığımı ve uyuzluğumu sorgulayıp insan olmaya bir kez daha karar verirdim. bloglara iç sıkıntılarımı dökmeye son vermeye bir kez daha karar verirdim. aklımdaki konuşmaları yapmaya bir kez daha cesaret etmeye çalışırdım:

özür dilerim
özür dilemelisin
özür dilemelisiniz

düzenli bir alkol ritmiyle hayat biraz düzene giriyor. duvardaki yıllardır temizlenmeyen paslar ve denizlikteki martı bokları, boyanması gereken çelik iskelet, değişmesi gereken kurumuş çiçek saksıları kritik olmaktan çıkıyor. yaşamı değiştirme zorluğunun ve zorunluluğunun simgeleri olmaktan çıkıyorlar. rüzgarla sürüklenerek yıldızları kapatan büyük gri bir bulut kütlesi gibi tekrar nesneleşiyorlar. takmaya çalıştığım kültürel zincirlerden kurtularak kendinde nesnelere dönüşüyorlar. dilin olmadığı bir alana geri çekiliyorlar. ne büyük özgürlük!

başkaları olmadan ölmenin de bir anlamı yok. insan tek başına ölemez. böyle yıllarca süren bir kısır döngüden çıkmanın yolu var mı? kendini aşmanın? soma anmasında toma üzerimize gelmeseydi şimdi bu evde oturmamın imkanı var mıydı? o zaman barış metnini imzalar mıydım? imzalamama ihtimalim var mıydı? geri çekmemiş olmam bir değişim arzusunun en net dışavurumu değil mi? bütün bunlar en baştan kesilmiş olsaydı, başka yollardan tekrar oluşabilir miydi? eskişehir'e hiç gider miydim?

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sitting at the center of the Milky Way galaxy lies a supermassive black hole named Sagittarius A* (Sgr A*), possessing the mass of about 4 million suns. And the primary function of Sgr A* is to be an eternal suck hole for any and all matter that manages to unwittingly find its way into the black hole’s vicinity, new data illustrates. The supermassive black hole has inadvertently become a testing ground for Albert Einstein’s theory of general relativity.

Astronomers using the European Southern Observatory’s Very Large Telescope (VLT), among other instruments, just completed an analysis of a trove of new data regarding Sgr A*, which demonstrates gravitational effects predicted by Einstein. The new findings, published in The Astrophysical Journal, further validate the theory of relativity through the orbit of the stars circling around Sgr A*.

“The Galactic Center really is the best laboratory to study the motion of stars in a relativistic environment,” said Marzieh Parsa, an astronomer at the University of Cologne in Germany and lead author of the new paper, in a press release. “I was amazed how well we could apply the methods we developed with simulated stars to the high-precision data for the innermost high-velocity stars close to the supermassive black hole.”

The research team, hailing from Germany and the Czech Republic, used VLT observations from the last 20 years to compare star orbit predictions made through Newtonian gravity techniques, with predictions made through general relativity. What they found was that a star known as S2 exhibited movements consistently predicted by general relativity.


The star S2 will make a close pass around the black hole in 2018 when it will be used as a unique probe of the strong gravity and act as a test of Einstein's general theory of relativity.

Why is this so big? Well, it would be the first time a measurement of effects defined by general relativity were observed in stars orbiting a supermassive black hole.

The VLT’s incredible strength, of course, made these measurements possible. It’s unclear how else S2’s movements would have been so accurately watched.

([url=http://www.zx-printing.com/prices/booklet-printing/]booklet printing[/url], [url=http://www.zxprinter.com]printing in China[/url]).

Overall, the study does not provide any groundbreaking news, but it’s further validation — about a year-and-a-half after gravitational waves were finally detected — that Einstein managed to articulate a major framework for how the universe works a century before physicists really had the tools to confirm he was right.

That doesn’t mean astrophysicists are finally finished. These new results may just be a soft introduction to much more invigorating data to be collected by GRAVITY, a new instrument helmed by the Max Planck Institute for Extraterrestrial Physics in Garching, Germany. That instrument may be able to track the passage of S2 along Sgr A* in 2018 and unveil an even more tantalizing trove of data relevant to general relativity’s and modern physics’ biggest questions.